Sumak Nedir? Faydaları ve Zararları Nelerdir?

sumak

Bilimsel ismi “Rhus” olarak bilinen bu bitki, ince gövdesi ve çalıya benzer görünümüyle ülkemizin birçok bölgesinde yetişmektedir. Ortalama 150 farklı çeşidi yer almaktadır ve bazı çeşitlerinin zehirli olduğu bilinir. Bu yüzden doğada yer alan sumakları tüketmek faydalı olmayabilir.

Sumak Nedir?

Sumak ağaçlarının boyu ortalama 3 m’yi bulmaktadır. Antep fıstığıgiller ailesine ait olan bu ağacın yaprakları, sonbahar mevsiminde kırmızı renge bürünür. Boyunun standart ağaçlara göre fazla büyük olmamasından dolayı, bodur ağaç veya çalı türü ağaç olarak belirtilebilir.

İlginizi Çekebilir: Elma Sirkesi Zayıflatır mı

Normal şartlarda yaprakları yeşil ve çiçek kısmı koyu kırmızıdır. Çiçek kısmının dalı sert olduğundan, dikey olarak salkım şeklinde oluşur. Sarkan dalları ise; yere yakın salkımların aşağıya doğru bakmasına sebep olur. Çiçekleri kurutulup baharat olarak kullanılır. Birçok aktardan, baharatçıdan ve marketten kolayca temin edilebilir.

Ekşimsi bir tada sahip olmasından ötürü, limon yerine yemek ve salatalarda kullanılabilir. Türkiye coğrafyasında sık olarak “derici” ve “boyacı” sumağı olarak tanınan 2 türü yetiştirilir. Ülkemizde başta Akdeniz olmak üzere, Marmara ve Ege bölgelerinde yetiştirilmektedir. Bir sumak ağacı, görüntüsü itibariyle çok kolay bir şekilde diğer ağaçlardan tanınabilir. İlk olarak Arap Yarımadasında yetiştirildiği bilinmektedir. Ayrıca dünyada bazı Güney Avrupa ülkelerinde ve Hindistan’da yetişmektedir. İklimin sert geçtiği bölgelerde sumak yetiştirilmeye çok uygun değildir.

sumak ağacı

Sumak Nasıl Kullanılır?

Genelde salatalarda baharat olarak kullanılmaktadır. Tadının ekşi olmasından dolayı kullanıldığı bir salatada ya da yemekte sumak olduğu kolay bir şekilde anlaşılmaktadır.

Sumak baharat harici çay olarakta tercih edilmektedir. Diğer bitki çaylarından farklı olarak sumak çayı öncelikle soğuk suya eklenerek karıştırılır.

0,5 lt su için 1 çorba kaşığı sumak yeterli olmaktadır. Güzelce karıştırdıktan sonra bu karışım orta ateşte kaynatılmaya bırakılır. Kaynatılan sumak çayı, süzülerek servise sunulur, soğuk veya sıcak olarak içilebilir. Bir baharat olmasından dolayı çok fazla tüketilmemeye dikkat edilmelidir, aksi takdirde midede bir takım problemlere sebep olabilir. Sumak çayı ayrıca grip ve soğuk algınlığına bağlı olarak, boğazda yanma, tahriş olma gibi durumlarda kekik ile karıştırılarak tüketilebilir.

İlginizi Çekebilir: Göbek Yağlarını Eriten Kür

Bir diğer kullanma yöntemi ise diş sorunlarına karşı gargara yapılarak kullanılabilmektedir. Bilhassa da diş eti kanamalarında çok etkili olmaktadır. Bir miktar suya sumak dökülerek karıştırdıktan sonra suyun renginin hafifce eflatun rengine dönmesini bekleyin, sonrasında gargara yapabilirsiniz.

Sumağın Faydaları Nelerdir?

  • Kanı durdurabilme özelliği vardır.
  • Kanser hastalıklarına çok faydalıdır.
  • Ağız ve diş eti hastalıklarına karşı iyi gelir.
  • Birçok baharat gibi iştah açıcı özelliği vardır.
  • Sindirim sistemine olan olumlu etkisi ile hazımsızlığa iyi gelmektedir.
  • Boşaltım sistemi üzerinde de olumlu etkiler gösterir, ishale iyi gelmektedir.
  • Kan şekerini dengelediği için diyabet gibi rahatsızlıkların tedavisinde önemlidir.
  • Yemek ve salatalarda kullanılır ayrıca birçok hastalığa ve probleme de iyi gelmektedir.

Sumağın Zararları Nelerdir?

Öncelikli olarak her sumak çeşidi tüketilmemelidir, bazı çeşitleri zehirlidir. Tüm baharatlar gibi fazla kullanılması durumunda mide ve bağırsaklarda bir takım problemlere sebep olabilir. Yine fazla tüketim sonucunda kabızlık ve dışkı esnasında yanmalar meydana gelir. Hamileler, emziren anneler ve tansiyon hastaları kullanırken çok dikkatli olmalıdırlar.

Corona Virüsü Nedir ve Nasıl Bulaşır? Tedavisi Nedir?

Corona Virüsü Nedir

2020 yılı başlarında Çin’de ortaya çıkan ve tüm dünyada korku ve paniğe neden olan kovid-19 yeni tip korona virüsü ile ilgili merak edilen birçok husus vardır. Bunlardan bazıları corona virüsü nasıl bulaşır? Corona virüsü tedavisi nedir? gibi sorulardır. Bunların cevabına birlikte bakalım.

Corona Virüsü Nedir?

Corona virüsü üst solunum yollarında enfeksiyona yol açan viral etkenlerden yalnızca bir tanesidir. Bu enfeksiyonun pek çok bakımdan mevsimsel gripten ayırt edilmesi mümkün değildir. Daha sık olarak hayvanlarda ortaya çıkan bu hastalık nadiren de olsa hayvanlardan insanlara, insanlardan da diğer insanlara geçiş gösterir. Çin’de bulunan bir deniz ürünleri pazarında yılanlardan insanlara geçiş yaptığı düşünülmektedir ancak bunun herhangi bir kesinliği yoktur.

Corona Virüsü Nasıl Bulaşır?

Korona virüsünün şu ana kadar damlacık yolu ile bulaştığı bildirilmiştir.

Mevsimsel grip gibi yakın temas, öksürük, aksırık ve tokalaşma gibi birçok farklı yolla bu virüs insanlar arasında yayılım göstermektedir.

Ağız ya da burun yolu ile bulaşan virüs, alt solunum yollarına ve ardından tüm vücuda yayılabilmektedir. Öyle ki ölümlerin büyük çoğunluğu alt solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı gerçekleşmektedir.

Corona Virüsünün Belirtileri Nelerdir?

  • İştahsızlık ve kilo kaybı,
  • Ateş,
  • Yorgunluk ve durgunluk,
  • Karın bölgesinde şişme,
  • Görme problemleri, göz sulanması ve gözde renk değişimi,
  • Solunum sorunları ve nezle,
  • Denge sorunları

Corona virüsünün belirtileri arasındadır.

Corona Virüsünün Tedavisi Nasıldır?

Herhangi bir tedavisi ya da ilacı bulunmayan bu virüse karşı antibiyotikler de etkili değildir. İstirahat, dengeli beslenmek ve evde kalarak hastalığın yayılmasını engellemek ve etkisini en aza indirmek için gereklidir.

Corona Virüsünden Nasıl Korunabilirim?

Corona virüsünden korunmanın şartları arasında;

  • maske takmak,
  • elleri sık ve bol su ile yıkamak,
  • öksürük ve hapşırık durumunda mendil kullanımı,
  • yabancı yüzeylerle temas sonrası ellerin hiçbir şekilde yüze, burna, ağza ve gözlere temas ettirilmemesi

gibi şartlar vardır. Bunların dışında hasta kişiler ve kapalı mekanlardan da uzak durulması gerekmektedir.  Buna dikkat etmek hem bu virüsten hem de solunum yolu ile bulaşan diğer virüslerden korunmak için gereklidir.

Yeni tip corona virüs(covid-19), günümüze kadar büyük çoğunluğu Asya’da olmak üzere 10’dan fazla ülke ve bölgede görülmüştür. Bu vakalar Çin Halk Cumhuriyetinde bulunmuş olan kişilerdir ve son 2 hafta içerisinde Çin Halk Cumhuriyetine seyahat eden ve ateş, nefes darlığı veya grip semptomu olan kişilerin uzman bir doktora görünmesi gerekmektedir.

Papatya Çayı Faydaları

papatya çayı

Papatya çayı sağlık açısından birçok faydaları yer almaktadır. Papatya belki de insanlık tarihinin bilinen en eski ve en etkili şifalı bitkisidir. Papatya çayı faydaları arasında aklımıza bile gelmeyecek birçok hastalığın tedavisi vardır. Papatya çayının faydalarını anlatmadan önce biraz papatyanın kendisinden bahsedelim. Papatya beyaz taç yaprakları bulunan hoş kokulu bir şifalı bitkidir. Papatya çiçeğinin bilinen anavatanı ülkemizdir.

İlginizi Çekebilir: Zencefil Zayıflatır mı

İçinde özellikle de bitkinin yağında bol miktarda antioksidan yer almaktadır. Bundan dolayı sağlık açısından oldukça faydalı bir bitki türüdür. Bilinenlere göre pek bir yan etkisi olmayan papatya çiçeği yağı ve papatya çayı binlerce yıldır kullanılmaktadır.

Papatyanın Bilinen Faydaları

Papatya’nın antienflamatuar özelliği cildi sıkılaştırıcı bir etkiye sahiptir. Bunların en başında soğuk algınlığı, bronşit ve üst solunum yolu hastalıklarının tedavisinde oldukça etkilidir. Bitkisel ilaç olarak kullanılabildiği gibi papatya çayı şeklinde de tüketilmektedir. Papatyanın kurutulmuş hali sindirim sistemini uyarıcı bir etkiye sahiptir. Bu yönüyle de iştah açıcı olarak da içilebilir. Gastrit, karaciğer, safra kesesi ve ishal gibi sindirim şikayetlerinde oldukça önemli bir etkiye sahiptir.

papatya çayının faydaları

Papatya Çayının Faydaları Nelerdir

Papatya çayının bilinen faydalarından birkaçını yazımızda sizler için paylaşıyoruz.

Adet Sancılarını Azaltır: Yapılan birçok araştırma sonucu papatya çayının adet kramplarını azalttığı görülmüştür. 2010 yılında yapılan bir araştırmaya göre kadınlar bir ay boyunca papatya çayı tüketmişler ve araştırma sonucunda papatya çayının kadınların adet kramplarında gözle görülür bir azalmaya neden olduğuna saptanmıştır. Ayrıca yapılan araştırmaya katılan kadınlarda adet dönemi kramplarına eşlik eden endişe ve sıkıntı boyutlarında da azalma olduğu görülmüştür.

Diyabet Hastalığına İyi Gelir: Papatya çayının diyabet hastalığı olanlarda kan şekerini düşürdüğü izlenmiştir. Fakat buradan kesinlikle papatya çayının diyabet ilaçları yerine geçebileceği anlaşılmasın. Mevcut tedaviye destek niteliğindedir.

Kemik Erimesini Yavaşlatır: Kemik erimesi tıp dilinde osteoporoz bu hastalığa yakalananlarda kemik kırılmaları ve şekil bozuklukları yaşanmaktadır. 2004 yılında yapılan bir araştırmaya göre papatya çayının içinde bulunan anti-östrojenik etkilere sahip olduğu ve kemik yoğunluğunu artırdığı izlenmiştir.

Kanser Önleyici Etkisi: Papatya çayın bazı kanser türlerine hedef aldığı ve onlarla mücadele ettiği bazı bilim adamları tarafından gündeme getirilmiştir. Fakat papatya çayının faydaları arasında sayılan kanser önleyici etkisi üzerine yapılan çalışmalar halen devam etmektedir.

Uyku Düzensizliğini Giderir: Şifalı bitki çayları arasında oldukça önemli bir yere sahip olan papatya uyku düzensizliği yaşayanlar içinde oldukça etkilidir. Yine yapılan araştırmalara göre papatya çayı tüketen uyku sorunu yaşayan kişilerin %90’ının çok daha çabuk uykuya daldığı görülmüştür. Bu özelliği sayesinde papatya çayının kaygıyı azaltıp uykuyu tetikleyen reçeteli ilaçlar olan Benzodiazepinlerin yerini alabilecek gibi duruyor.

Sindirim Sistemine Olan Faydaları: Alternatif tıpta sindirim sorunu, mide bulantısı ve gaz problemleri gibi birçok sorunun çözümünde yıllardan beri papatya çayı kullanılmaktadır. Yine bazı çalışmalarda ishali önlediği ve sindirimi kolaylaştırdığı tespit edilmiştir. Bir diğer faydası ise mide asiditesini azaltarak ülsere neden olan bakterilerin çoğalmasını engellediği görülmüştür.

Karaciğeri Korur: Karaciğerin korunmasını sağlayan herniarin maddesi papatyanın etkin maddelerinden biridir. Papatya çayının tüketilmesi hem metabolizmanın sağlıklı çalışmasını hem de hem de karaciğerin arındırılmasını sağlar.

papatya

Papatya Çayının Diğer Faydaları

  • Ağız iltihaplarını iyileştirir.
  • Bel ve sırt ve ağrılarını hafifletir.
  • Bağırsakları çalıştırıp hareketlendirir.
  • Romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir.
  • Bağışıklık sistemini ve boğaz ağrısını alır güçlendirir.
  • Sinüzite iyi geldiği bilinen faydaları arasında yer alır.
  • Gastrit ve ülseratif kolit tedavisinde kullanılmaktadır.
  • Sabah bulantılarını ve alerji belirtilerini azalttığı görülmüştür.
  • Papatya çayını diş etlerine sürüldüğünde, diş etlerini rahatlattığı tespit edilmiştir.

Bütün bu özellikler papatya çayının faydaları arasında bilinenleri olup, belki de bilinmeyen daha birçok yararı yer almaktadır.

Papatya Çayı Nasıl Yapılır?

Bütün anneler başta olmak üzere hemen hemen herkesin evinde mutlaka papatya bitkisi bulunmalıdır.

İlginizi Çekebilir: Kahve İçmenin Faydaları

Gelelim papatya çayını hazırlamaya;

2-3 yemek kaşığı kurutulmuş papatyanın üzerine yarım litre kadar kaynamış su ekleyelim. Bu şekilde 5-6 dakika kadar demlenmesini bekleyelim. Sonra demlenen papatyayı süzerek çayımızı içebiliriz. Arzunuza göre içerisine limon veya balda ekleyebiliriz.

Hızlı Yağ Yakmak ve 10 Yolu

hızlı yağ yakma

Vücuttaki yağları hızlı bir şekilde yakmak ve fazla kilolarından kurtulmak isteyen kişilerin ortak sorunlarından birisidir. Ancak hayalimizdeki ideal kilolara ve yağ oranına düşmemiz biraz sabır ve azim gerektiren bir durum olduğunu unutmayın.

İlginizi Çekebilir: Meyve Diyeti, Nasıl Yapılır Ve Faydaları Nelerdir

Kurallar çerçevesinde hızlı yağ yakma yöntemlerini kullanarak hayal edilen ideal kilolara ve vücut yapısına ulaşılabilir.

Kadinadair.net editörleri olarak sizler için hazırladığımız hızlı yağ yakma püf noktalarını bu yazımızdan inceleyebilirsiniz. Eğer sizlerde kısa zaman içinde yağ yakmak istiyorsanız, düşündüğünüz kilolara ve yağ oranına indirecek 10 ayrı hızlı yağ yakma önerilerine göz atmanızı tavsiye ederiz.

1-Hızlı Yağ Yakmak İçin Koşmalıyız

Koşun. Bedenimiz koşu yaptığımızda yağ yakar. Koşuyu bıraksanız dahi bedenimiz yağ yakmaya devam eder. Haftalık ortalama 4 saat kadar koştuğumuz takdirde vücudumuz kalori yakmaya devam etmektedir. Egzersiz planımızın yarısından itibaren % 23 oranında daha çok kalori yakmamız mümkündür.

kilo verme

2-Ağırlık Kullanmalıyız

Ağırlıkları yavaş indirip kaldıralım. Yüksek oranda kamp yapmak istiyorsanız daha hızlı çalışan bir metabolizmaya sahip olacağınız anlamına gelmektedir. Eğer vücudumuzda yağ yakmayı hızlandırmak istiyorsak kaslarımızı güçlendirme egzersizleri yapmamız gerekmektedir. Ağırlık çalışırken normal tempomuzdan daha yavaş bir şekilde kaldırmamız kaslarımızı ortalamaya göre % 50 daha fazla gücünün artmasına neden olur.

3-Protein Tüketelim

Daha çok protein tüketmeliyiz. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisine göre sağlıklı bir bireyde günlük protein ihtiyacı kilo başına 0,8–1 gram olarak hesaplanmakta. Yani 70 kg ağırlığında olan bir kişi için günlük protein ihtiyacı ortalama olark 56 gram ile 70 gram olması gerekmektedir.  Örneğin kahvaltıda ya da öğlen yemeğinden sonra vücudunuz daha fazla yağ yakar yağ yakmanın bir başka formülü de yeşil çay ve kahve gibi içecekler tüketmekte yağ yakmayı hızlandırır.

 4-Tükettiğimiz Kaloriler Önemli

1200 kalorinin üzerinde kalalım. Her insan vücudu yapılan araştırmalar sonucunda ortalama 1200 kalorinin altında beslenirse açlık hissi duyabilir. Eğer diyete başladıysanız günlük aldığınız besinler ortalama 250 kaloriden daha fazla azaltmanız gerekmektedir. Daha çok azaltma yaparsanız metabolizmanız yavaşlar ve bu nedenle de yağ yakımı son derece az bir hale dönüşecektir.

5-Yağ Yakıcı Besinler Tüketelim

Yağ yakan birçok besin türleri bünyemizde yağ yakmamıza yardımcı olur baharatlı yiyecekler yiyerek daha çok yağ yakabiliriz. Tam tahıllı yiyecekler greyfurt, badem, yoğurt gibi müsli çeşitleriyle yemekleri ve kahvaltıları renklendirebiliriz. Bu da metabolizmayı hızlandırarak daha çok yağ yakmamız anlamına gelmektedir.

yağ yakma yolları

6-Alkol İçmeyelim

Alkol içmeden önce iyice düşünün. Eğer ki fazla kilolardan kurtulmak istiyorsanız yağ yakımını hızlandırmak gerekir. Bunu da önlemek için kesinlikle alkol içmekten kaçınmalıyız.

7- Bolca Süt Tüketelim

Bol bol Süt içelim. Diyet programımızda egzersizi asla ihmal etmeyelim. Eğer ağırlık kaldırıyorsanız yağsız süt içerek diğer bireylere göre iki kat daha fazla yağ yakma imkânına sahip olursunuz.

8- Akşam Yemeklerini Az Yiyelim

Akşam yemeklerini azaltmalıyız. Bilindiği üzere geceleri vücudumuz dinlendiğinden dolayı metabolizmamızda yavaşlayacaktır. Yatmadan önce kesinlikle ağır olan yiyecekler tüketmekten uzak durmalıyız. TV karşısında geçirdiğimiz zamanları da daha kısıtlı bir hale getirmeliyiz.

9- Sabah Egzersizleri Uygulayalım

Sabahları egzersiz yapalım. Uykudan sonra yavaşlayan metabolizmamızı hızlandırmak için egzersizleri sabah yapmaya özen gösterelim. Sabahları yaptığımız egzersizler yağ yakmaya başladığımız için son derece faydalı olacaktır.

10- Kıyafetlerimize Önem Verelim

Giydiğimiz kıyafetler çok önemli spor yaparken üzerimize ağır bir elbise giydiğimiz zaman vücudumuz % 10 daha fazla kalori yakacaktır. Sizlerde kıyafetlerinize dikkat ederek yağ yakımını hızlandırabilirsiniz.

İlginizi Çekebilir: Zencefil Zayıflatır mı

Not: Mutlu ve sağlıklı bir şekilde kilo vermek dileğiyle..

Kahve İçmenin Faydaları

kahvenin faydaları

Kültürümüzde 5 asırlık bir geçmişe sahip olan; içimiyle mutluluk, kokusuyla huzur veren kahve bakın nelere iyi geliyor.

İlginizi Çekebilir: Kilo Almaya Sebep Olan 5 Alışkanlık

Geceleri uyanık kalmak, sabah ayılmak, dinlenmek, stresten uzaklaşmak gibi birçok sebeple kahve tüketimi gerçekleşiyor. Günlük yaşantımızda sohbetlerin vazgeçilmesi ve beslenme düzenimizde önemli bir yeri olan kahvenin sağlık açısından da büyük faydaları yer alıyor. Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu kahve içmenin faydaları ile ilgili bilgi verdi.

Her gün kahve içmek için 10 neden:

1- Zindelik hissi verir

Kahvenin içindeki etkin kafein, zihnin uyanık kalmasını sağlayarak konsantrasyonu da arttırmaktadır. Zihnin daha uyanık ve daha dirençli olmasına yardımcı olur. Ayrıca her sabah tüketilen bir fincan kahve güne daha enerjik ve daha zinde başlamamızı sağlar.

2- İnsülin direncini kırar

Kahvenin insülin direncine kırıcı etkisinin olduğu bilinmektedir. Bu etkinin azalması ile birlikte kişide tatlı ihtiyacı baskılanır. Sürekli tatlı ihtiyacı duyan kişilerin bu isteklerini bastırmada kahve içmeleri önerilmektedir.

3- Çarpıntıya neden olmaz

Bilinenin aksine kahve çarpıntı yapmaz. Fakat tüketim miktarını abartmadan kontrol altında tutulmalıdır. Vücuda alınan fazla miktar kafein çarpıntı şikayetine sebep olabilir.

4- Alzheimer gelişimini engeller

Kahvenin içinde bulunan kafein maddesi, Alzheimer oluşumunda rol oynayan beta amiloid birikimini önemli bir ölçüde azalttığı ve alzheimer oluşmasının önlendiği tahmin edilmektedir.

5- Cilt temizliğinde kullanılmakta

Kahve, granül yapılı olması nedeniyle son zamanlarda cilt temizliğinde peeling olarak büyük ilgi görmektedir.

kahve

6- Depresyona girme oranını düşürür

Amerika’dan yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda günde 3-4 bardak kahvenin içilmesi depresyonla mücadelede büyük bir katkı sağladığını ortaya çıkmıştır. Kahvenin düzenli olarak bir şekilde tüketilmesi depresyona girme riskini % 50 oranında azaltabilmektedir.

7- Sütle beraber içildiğinde tok tutuyor

Süt ile kahve birlikte tüketildiğinde, vücuda dengeli karbonhidrat, protein ve yağla alındığından dolayı kişiyi uzun bir süre tok tutmaktadır. Verdiği tokluk hissi sayesinde de diyet yapanlarda oldukça faydalıdır.

8- Kalp sağlığına faydalı olduğu söyleniyor

Kahvenin kalp sağlığı ile ilgili araştırmalar devam ediyor fakat son bilimsel sonuçlara kafeinli ürünlerle ritim bozuklukları arasında bir ilişkinin olmadığı ortaya çıktı. Ayrıca diğer bir araştırma sonucuna göre de günde 1-2  fincan kahvenin kalp rahatsızlığına yol açan damar tıkanıklığının önüne geçtiği  belirtiliyor.

9- Yağ yakımını hızlandırmaya yardımcı olur

Kahvede bulunan kafein, vücudun yağ yakması için sinir sistemine sinyaller göndermekte ve aynı şekilde kandaki adrenalin düzeyini arttırmaktadır. Bu durum yoğun bir fiziksel etkinlik öncesinde bünyeyi hazır hale getirmek için oldukça faydalıdır. Bu özelliği sayesinde, sporcular antrenmanlarına başlamadan önce kahve içmeye özen göstermektedirler.

İlginizi Çekebilir: Türk Kahvesi Zayıflatır Mı

10- Kadınlarda kalp krizini riskini azaltmakta

Birçok bilimsel araştırma verilerine göre kahve içen, özellikle de kadınların kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski tüketmeyenlere göre % 20 daha az olduğu görülmüştür.

Güzel Bir Gün İçin Kaç Saat Uyumak Gerekir

Güzel Bir Gün İçin Kaç Saat Uyumalıyım

Güzel bir günün temelini kaliteli ve yeterli bir uyku oluşturur. Uyku vücudumuzun dinç kalması ve gün sonuna dek enerjimizi korumamız için gereken temel ihtiyaçlardan. Peki günde kaç saat uyumalı? Kaç saat uyumak gerekir? Yeterli uyku kavramı kişiye göre değişiklik gösteriyor mu yoksa herkes için aynı mı?

İlginizi Çekebilir: Sezaryenle Doğum Sonrası Egzersiz

Elbette uyku faktörü kişilerin yaşlarına göre değişiklik gösteriyor. Araştırmalar sonucunda net bir saat kavramı ortaya çıkmasa da önerilen uyku saatleri vardır. Journal of the National Sleep Foundation’da 2015 yılında yayımlanan bir çalışma yaş gruplarına göre önerilen uyku saatlerini aşağıdaki gibi belirlemiştir.

  • Yenidoğan grubu(0-3 ay ): Günlük 14 ile 17 saat arası
  • Bebekler(4-11 ay): 12 ile 15 saat arası
  • Yürümeye yeni başlayanlar(1-2 yaş): 11 ile 14 saat arası
  • Okul öncesi dönem(3-5): 10 ile 13 saat arası
  • Okul çağındaki çocuklar(6-13): 9 ile 11 saat arası
  • Gençler (14-17): 8 ile 10 saat arası
  • Genç yetişkin grubu(18-25): 7 ile 9 saat arası
  • Yetişkin grubu(26-64): 7 ile 9 saat arası
  • Büyük yetişkin grubu(65+): 7 ile 8 saat

Yapılan araştırmalar sonucunda özellikle 18 ile 25 yaş arası grup için 6 saaten az ve 11 saatten fazla uyku önerilmiyor. Aynı şekilde 25 ve 65 yaş arası grup için alt sınır 6 üst sınır 11 olarak belirlenmiş durumda.

Günde Kaç Saat Uyumak Yeterlidir?

Yetersiz ve kalitesiz bir uyku sağlık durumumuz ile birlikte beslenme durumumuzu da etkiliyor. Yapılan çalışmalar yetersiz uyuyan bireylerin daha fazla abur cubur tükettiğini gösteriyor. Bununla beraber bu bireyler sağlıksız besin seçimine de eğilim gösteriyor. Üstelik günde 6 saatten az uyuyan bireylerin beden kitle indeksleri ve bel çevreleri de yeterli uyuyan bireylere göre çok daha fazla olarak göze çarpıyor.

İlginizi Çekebilir: 2020 Oscar Adayları: İşte Tam Liste

Yukarıda önerilen uyku süreleri ile birlikte uyku durumunun tamamen kişiye özel olduğunu da hatırlatalım. Sizin için yeterli olmayan bir uyku saati başkası için fazla gelebilir. Farklı uyku saatlerinde nasıl hissettiğinize bakın ve buna göre kendi uyku saatinizi belirleyin. Bunu anlamak için Ulusal Uyku Vakfı’na (National Sleep Foundation) göre kendinize şu soruları sormanız gerekiyor:

  • Yedi saatlik uyku ile üretken, sağlıklı ve mutlu muyum? Yoksa dokuz saatlik uyku mu bana daha iyi geliyor?
  • Uyku problemleri yaşıyor muyum?
  • Fazla kilolu olmak gibi sağlık sorunlarım mı var? Herhangi bir hastalık için risk altında mıyım?
  • Gün boyunca kafeine ihtiyaç duyuyor muyum?
  • Araba sürerken uykulu hissediyor muyum?

Yukarıdaki soruları kendinize sorun. Cevaplarınız uyuduğunuz uykunun sizin için yeterli olup olmadığını gösterecektir.

Hamilelikte Panik Atak Belirtileri

gebelikte panik atak belirtileri

Panik atak gerçek bir tehlike ya da görünürde belirgin bir sebep olmamasına rağmen şiddetli fiziksel belirtiler ile kendini gösteren yoğun korku durumudur. Birey kalp krizi geçirdiğini hatta öleceğini dahi düşünebilir.

İlginizi Çekebilir: Hamilelikte Panik Atak ve Tedavisi

Birçok insan hayatları boyunca birkaç defa mutlaka panik atak geçirebilmektedir. Ancak panik ataklar sık sık tekrarlanmakta ise panik bozukluğu olabilir.

Panik Atak Belirtileri

  • Kalbin hızlı hızlı atması,
  • Duygusuzluk, hissizlik, uyuşma modu,
  • Aşırı dozda terleme,
  • Nefes alışverişlerinde problem yaşama,
  • Kan basıncının yükselmesi,

Yukarıda belirtilen durumlar panik atak belirtileridir, bu gibi atakları geçiriyor ve önlem alınmıyorsa büyük sıkıntılar doğurabilir.

panik atak

Hamilelikte Panik Atak Tedavisi İçin Tavsiyeler

Nefes Egzersizleri

Ellerimizi karnımızın üzerine koyarak, gözlerimizi kapatalım ve yavaş yavaş derin nefesler alalım. Nefes alırken, mide kaslarımızın daraldığını ve ardından gevşediğini hissedeceğiz. Derin nefes alma, sakinleşmemize ve normale dönmemize yardımcı olacaktır. Hatta panik atakla mücadele eden bir hamileyseniz, yoga egzersizleri yapmanızda fayda olacaktır. Yoga yaparak oldukça rahatladığınızı görecek ve panik ataktan kurtulmak için fayda sağlayacaktır.

Beslenme

Günlük diyetiniz protein, meyve ve sebze açısından oldukça zengin olmalı.

Protein ağırlıklı beslenme sinirleri yatıştırarak, bedenin rahatlamasını sağlar.

Hatta en iyisi bir diyetisyen eşliğinde günlük yemek listesi hazırlanmalı.

Spor

Sporun faydaları say say bitmez. Stresi alır, özgüveni artırır, kilo kontrolü sağlar vb. Hamilelikte size uygun yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi egzersizleri uygulamak panik atakla başa çıkmak için oldukça etkilidir. Egzersiz kasları ve sinirleri kuvvetlendirir, böylece beden ruhsal rahatsızlıkların üstesinden daha kolay gelir.

İlginizi Çekebilir: Hamilelikte Grip ve Bebeğin Sağlığı

Konuşmak

İlerlemiş olan panik ataklar anne adayında depresyona sebep olabilmektedir, bu da anne ve bebeğin hayatını tehlikeye sokabilmektedir. Gebelikte konuşmak, sevdiklerinizle zaman geçirmek, ruhsal sıkıntılar yaşamamanın en iyi yoludur.

Sevdiğiniz, size iyi gelen kişilerle buluşun, onlarla keyifli vakitler geçirin.

Hamilelikte Panik Atak ve Tedavisi

hamilelikte panik atak

Hamilelikte panik atak yaşayanlar bunun ne kadar kötü bir illet olduğunu iyi bilirler. Panik atak, aniden ortaya çıkan ve birçok defa nedensiz yere gelen fiziksel belirtilerle kendini gösteren bir panik halidir.

İlginizi Çekebilir: Gıda Zehirlenmesi Belirtileri Nelerdir

Hamilelikte panik atak, bireylerin gündelik hayatında yaşadığı stresin oluşturduğu ruhsal ve fiziksel belirtilerden çok daha ileri düzeyde deneyimledikleri bir kaygı türüdür.

panik atak

Panik Atak Belirtileri Nelerdir?

Panik atak geçirdiğinizi gösteren nedenler birdenbire kendini gösterebilir. Sonrasında daha da şiddetli hale gelen bu belirtiler 10 dakika içinde şiddetini arttırarak en yoğun hale gelir. Ortalama 10-30 dakika arası maruz kalınan bu şiddetli belirtiler kendiliğinden geçmektedir.

Panik atak belirtileri ise şunlardır;

  • Göğüste oluşan sancı ve sıkışma hissi,
  • Kalbin hızlı hızlı atması,
  • Anlık yaşanan nefesin kesilmesi ve terleme,
  • Mide bulantısı ve karın ağrısı,
  • Bölgesel uyuşmalar,
  • Nefes almakta güçlük çekme,
  • Kontrolü kaybetme hissi,
  • Ölme hissinin olması,
  • Titreme, üşüme ya da ateş hissetme,

Panik Atak Nasıl Oluşur?

Panik atak isminden de anlaşılacağı üzere başlangıçta ilk olarak atak ile başlar. Göğüslerde meydana gelen sancı, nefes almada zorluk, kalpte çarpıntı gibi sebeplerden dolayı kişi felç ya da kalp krizi geçirmekte olduğunu düşünerek ölüm korkusuna kapılabilmektedir. Kendisinin ya da çevresindeki bazı şeylerin değişmiş ve tuhaf olduğu hissiyatına kapılan birey kontrolünü kaybederek çıldırdığını düşünebilmektedir. Hastaneye gidildiğinde ise gerekli kontroller yapılarak birtakım sakinleştirici yöntemlerle hasta sakinleştirilir.

panik atak ve hamilelik

Panik Atak Nasıl Geçer?

Panik atak tedavisinde en çok kullanılan yöntemler şöyledir;

Alkol ve uyuşturucudan uzak durmak,

Psikoterapi (konuşma tedavisi),

Nefes egzersizleri,

İlaç tedavisi,

Spor yapmak,

Panik atak geçiren bireyler yukarıda belirttiğimiz bu tedavi yöntemlerini uygulayarak ataklarda yüzde 70’e var azalmaları göreceklerdir.

Gebelikte panik atak sık görülen bir rahatsızlık türüdür, şayet zamanında tedavi edilmez ise ilerleyip, başa çıkılmaz bir hale gelebilir.

İlginizi Çekebilir: Hamilelikte Grip ve Bebeğin Sağlığı

Panik atak gibi anksiyete hastalıklar genelde stres kaynaklıdır ve beyinde bir şeylerin yolunda gitmediğini göstermektedir. Gebe olan bir kadın hamileliği boyunca sağlığına dikkat etmezse panik atak gibi durumlarla karşılaşabilir.

Gıda Zehirlenmesi Belirtileri Nelerdir

gıda zehirlenmesi

Gıda zehirlenmesi, mikroorganizmalar ya da bakteri toksinleri sebebiyle bozulmuş yiyeceklerin tüketilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Besin zehirlenmesi için tipik belirtiler ishal, kusma ve mide ağrısıdır. Hafif zehirlenmelerde genellikle birkaç gün içerisinde kendi kendine iyileşilir.  Daha ağır vakalarda ise hastaların mutlaka hastanede tedavi edilerek gözetim altına alınması gereklidir.

İlginizi Çekebilir: E-Nabız Nedir? E-Nabız Kaydı Nasıl Yapılır?

Gıda Zehirlenmesi Nedenleri

Gıda zehirlenmesi, mikroorganizmalar ya da onların toksinleriyle kontamine gıdaların tüketilmesi sonucu ortaya çıkar. Gıdaların kontamine olmasındaki en önemli sebep taşınması,depolanması üretimi ya da işlenmesi esnasındaki yetersiz hijyendir. Gıda zehirlenmesi üç grupta ele alınır.

 

gıda zehirlenmesi 2

 

BAKTERİYEL GIDA ZEHİRLENMESİ

Besin zehirlenmelerine en çok sebep olan etken maddeler, bakteriyel toksinlerdir. Bakteriyel besin zehirlenmeleri iki şekilde ortaya çıkmaktadır:

  • Bakteri toksinleriyle kontamine gıdalar tüketildiğinde bu toksinler gıda zehirlenmesine sebep olabilir.
  • İçerisinde bakteri barındıran gıdalar tüketildikten sonra bu bakteriler vücutta toksin salgılayarak zehirlemeye sebep olabilmektedir.

En yaygın olarak bakteriyel gıda zehirlenmesine sebep olan mikroorganizmalar arasında Campylobacter, Salmonella, Listeria ve Escherichia coli bulunur. Bu bakteriler hayvansal gıdalar yoluyla bulaşmaktadır.

BAKTERİYEL OLMAYAN GIDA ZEHİRLENMESİ

Bakteriyel olmayan gıda zehirlenmesinin en yaygın sebepler;

  • Parazitler,
  • Zehirli mantarlarlar,
  • Ağır metaller (arsenik, kurşun, kadmiyum),
  • Hayvan toksinleri yer alır.

 

gıda zehirlenmesi 3

 

VİRÜSLERE BAĞLI SİNDİRİM SİSTEMİ ENFEKSİYONLARI

Virüslere bağlı sindirim sistemi enfeksiyonları da gıda zehirlenmesi olarak ele alınır. Hekimlerin, bu enfeksiyonlardan gıda kaynaklı viral enfeksiyonlar şeklinde bahsetmesi daha olasıdır. Bu enfeksiyonlar temel olarak Hepatit A virüsü, Hepatit E virüsü, rotavirüsü ve norovirüs kaynaklıdır.

Gıda Zehirlenmesi Belirtileri Nelerdir?

Gıda zehirlenmesi belirtileri, nedene bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bununla birlikte, hemen hemen her zaman ortaya bazı ilk belirtiler çıkabilmektedir. Gıda zehirlenmesinin bu ilk belirtileri genelde kusma, ishal, bulantı ve karın krampları şeklindedir. Bu belirtiler, genellikle bakteri toksini vücuda girdikten sonra ilk birkaç saat içinde hızla görülmeye başlar. Buna karşı olarak bu tür zehirlenmeler genellikle birkaç gün içinde kaybolur. Besin zehirlenmesi etkenlerinden biri olan stafilokok adlı bakterinin salgıladığı “staphylococcal toksinler” ise genel olarak bir gün boyunca rahatsızlığa sebep olur. Bu sürenin sonunda vücut toksinlerden temizlenmiş ve belirtiler tamemen ortadan kaybolmuş olur.

Besin zehirlenmesi belirtileri genelde çok şiddetli değildir ve birkaç günün ardından tedavi edilmese dahi kendiliğinden kaybolmaktadır. Ancak bazen kanlı ishal, şiddetli ishal, şiddetli kusma gibi ciddi ve belirgin bulgularla birlikte seyreden bir zehirlenme söz konusu olabilmektedir. Şiddetli belirtiler olduğunda acilen bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir.

 

gıda zehirlenmesi 4

 

Gıda Zehirlenmesinin Tanısı Nasıl Konulur?

Gıda zehirlenmesi tanısında hastadan alınan bilgiler oldukça önemlidir. Doktor hastadaki belirti ve şikâyetlerin ne kadar zamandan beri devam ettiğini sorgulayacaktır. Eğer gıda zehirlenmesinden şüpheleniliyor ise belirtilerin başlangıcından önceki saatler içinde tüketmiş olduğunuz gıdaları tam ve kesin olarak öğrenmek isteyecektir. Daha sonra hastayı muayene ederek tansiyon, nabız, vücut ısısı ve genel durum hakkında bilgi edinir.

Gıda Zehirlenmesi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Gıda zehirlenmesi durumunda, genelde 1 ile 3 günlük bir zaman geçtikten sonra belirtiler kendiliğinden ortadan kaybolur. Vücut, bu zaman zarfında kusma ve ishal yoluyla tepki vererek toksinlerin atılmasını sağlar. Kusma ve ishal elektrolit ve sıvı kaybıyla ilişkili olduğundan, gıda zehirlenmesi tedavisinde esas olarak bu kaybın dengelenmesine odaklanılır.

İlginizi Çekebilir: Sivilce Kızarıklığı 1 Günde Nasıl Geçer

Hastaların bu nedenle bol miktarda miktarda sıvı tüketmeleri oldukça önemlidir. Bitkisel çaylar ve maden suyu tüketimi bu açıdan oldukça fayda sağlar. Hastaya, vücudun ihtiyaç duyduğu elektrolitleri içeren özel bir toz karışım içirilebilir. Evde de 1 lt suya, 8 yemek kaşığı toz şeker ve 1 yemek kaşığı sofra tuzu eklenerek eşdeğer bir karışım elde edilebilir. Eğer hasta ağız yoluyla sıvı tüketemiyorsa damar yoluyla sıvı elektrolit desteği gerekebilir.